
Hayatın bütün çizgilerini yüzünde taşıyan yaşlı dostum,
Elinde bir şişe şarap ile eve döndü dışarıda yağmur damların üzerinde güzel şarkılar çalarken.
Camın kenarına, tek kişilik hayatındaki, tek kişilik ahşap masasına, her zamanki gibi tek başına oturdu.
Bir yandan sokağın tüm hareketini izliyor, bir yandan neden “yalnız” kaldığını sorguluyor,
Bir yandan da elinde tüm şiirlerini yazdığı eski püskü defterinin sayfalarını karıştırıp farklı bir şeyler üretebilir miyim diye düşünüyordu.
İlk defa geçmiş bütün aşklarının şu an hissettiklerinden daha önemsiz olduğunu algılamıştı.
Bu başına gelen neydi?
Bilmiyordu.
Şarabından büyük bir yudum aldı, derin bir “of” çekti, eskilerden bir plak taktı ve masasından kalkıp yatağına uzandı, tavanına derin derin bakıp hayaller kurmak için.
Ne bir planı vardı eskisi gibi ne de bir oyunu…
İlk defa tam anlamıyla “eksiksiz” kendini koymuştu ortaya.
Artık sadece beklemek vardı, sessizce beklemek ve farkında olup farkına bilerek varmamak.
Belki de yavaş yavaş “yok” olmak…
Elinde bir şişe şarap ile eve döndü dışarıda yağmur damların üzerinde güzel şarkılar çalarken.
Camın kenarına, tek kişilik hayatındaki, tek kişilik ahşap masasına, her zamanki gibi tek başına oturdu.
Bir yandan sokağın tüm hareketini izliyor, bir yandan neden “yalnız” kaldığını sorguluyor,
Bir yandan da elinde tüm şiirlerini yazdığı eski püskü defterinin sayfalarını karıştırıp farklı bir şeyler üretebilir miyim diye düşünüyordu.
İlk defa geçmiş bütün aşklarının şu an hissettiklerinden daha önemsiz olduğunu algılamıştı.
Bu başına gelen neydi?
Bilmiyordu.
Şarabından büyük bir yudum aldı, derin bir “of” çekti, eskilerden bir plak taktı ve masasından kalkıp yatağına uzandı, tavanına derin derin bakıp hayaller kurmak için.
Ne bir planı vardı eskisi gibi ne de bir oyunu…
İlk defa tam anlamıyla “eksiksiz” kendini koymuştu ortaya.
Artık sadece beklemek vardı, sessizce beklemek ve farkında olup farkına bilerek varmamak.
Belki de yavaş yavaş “yok” olmak…
“eyvah eyvah”…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder