Dün yine kendimden akıllı bir kadınla, beni aşan bir tartışmaya girdim. Sorun tartışmanın her erkeği aşacağı gerçeğiydi.
Güzel bir pazar gününe uyanmıştım. Uzun kış döneminin en güneşli olmasa da üşütmeyen bir pazar günüydü. Sekiz buçuk gibi kalkmıştım, klasik bir şekilde az uyumuştum. İlk aklıma gelen, anneme gidip dün arkadaşlarına yaptığı güzel yemekleri tüketmekti. Gittim, tükettim. Bu tüketim esnasında annemin arkadaşı ”x”’in geleceğini öğrendim.
“X” annemin en ilgi çekici arkadaşlarından biridir. Çok akıllı, güzel, mesafeli biri. Koyu bir Budist: komik değil mi? Konuşmaları çoğu zaman bana ağır gelmiştir. Kalp, ruh, beden, chant etmek vb…
Annem çok istese de çoğu toplantıya katılmamışımdır. Nedenini şimdi anlıyorum. Kendimi bir sürü çalışan, didinen, bunun yanı sıra kendi iç gelişimleri için bu kadar çaba harcayan ve bir türlü yaşlanmayan bu kadınların yanında eksik hissetmemdi. Daha hazır değildim, gelişmemiştim. İlkeldim.
“x”, on iki gibi geldi sanırım. Annem pijamalıydı. Benden “x”’i oyalamamı istedi. O ana kadar “x” bana karşı hep mesafeliydi. Ama dün farklıydı. Belki de ben biraz daha gelişmiştim ve “x”’e ulaşabiliyordum. Son zamanda yaşadıklarım, kadına bakış açım ve onları gözlemleme şeklim değişmişti. İlk defa kadınları azıcık da olsa tanır olmuştum.
Uzun süre konuştuk “x” ile. Kadın erkek ilişkileri üzerine. En ilgimi çeken tarafı, kadınlığından ve kadınlığını üstün bulduğundan emin olmasıydı. “ Emre, sen baya gelişmişsin, çoğu erkek gibi ilkel değilsin, biraz daha gelişsen ki bu mümkün değil kadın olurdun zaten” dedi.
Gelişmek, ilkellik , farklar, kadınlar, erkekler…
Katılıyorum! Tam anlamıyla katılıyorum.
Bir deneyimimi anlattım ben de. İlk defa bir kadını benle sevişirken, ki fark ettiğim şey kadının benimle sevişmesiydi, onu gözlemlemek istememdi. Ben bir şey yapmıyordum. Bir vibratörden farkım yoktu. Kadın istediği yere dokunduruyor, istediği yerleri öptürüyor, istediği şekilde sevişiyor ve istediği gibi mutlu oluyordu. İnanılmaz yetersizdim. Kendim, penisim dışında bir şey katamıyordum. Bu düşünce beni çok kızdırıyordu. Kıskanıyordum. Ben kendimi o kadın kadar tanımıyordum çünkü. Bedenimi, sevdiklerimi, zihnimi…
O gece bende daha da bir gözlemleme ve analiz yapma isteği doğurdu. Bu yüzden akşamları değişik barlara gidiyor veya organizasyonlara katılıyor, yeni insanlarla tanışıyor ve elimden geldiğince avcılık yapmaya çalışıyordum. Bazen sınırlı yeteneklerim güzel bir kadını eve getirmeye yetiyordu. Benzer sevişmeler yaşadım. Canlı bir vibratör olmamı deneyimleyip durdum. Tek istediğim bu üstünlükle mücadele etmekti. Onların dünyasına girip Emre’nin farklı olduğunu, yeteneklerimin ve bana fazla ama onlara az gelen zekamın, onlar kadar benim de var oluğumu ortaya koyacak şekilde gelişmiş olduğunu göstermek istedim. Çok yanlış.
Analiz süreci güzel geçti. Bir sürü kadınla tanışmaya, konuşmaya bazıları ile sevişmeğe ihtiyacım vardı ve başarmıştım. Bu üstünlüğü çözmem gerekiyordu. Avcı olamayacağımı anlayınca iyi bir av olmaya çalıştım. Biraz başarılıda oldum ve biraz deneyimlerimi de artırdım, biriktirdim, sakladım. Artık “x”, Ayşe, Fatma gibi kadılarla tartışmalara girebilir, kaybedecek olsam bile bu tartışmaları biraz olsun sürdürebilirdim.
O günlerden biri gelmişti sonunda. “x”’in kendinden emin kadınlığına karşı, yeni bir Emre’nin gelişmiş erkek yanları karşı karşıya geliyordu. Güzel tartışmalar oldu. O erkeklerin yetersizliklerini anlatıyor, bense onun anlatacaklarını öğrenmek için , kadınların üstünlüğüne ne kadar saygı duyduğumu söylüyor ağzından birkaç laf daha duymak için oyun oynuyordum. Ona göre erkekler ilkeldi. Kendilerini geliştirmiyorlar , okumuyorlardı. Acı eşikleri düşüktü. Ve öyle günlere gelinmişti ki kadınlar avcı, erkekler av olmuştu. Canı isterse, artık sekse susamışsa, bir erkeği tavlıyor, gidip sevişiyor ve unutuyordu. Başka bir şeye ihtiyacı yoktu. Güce bak!
Bende kadını eleştirmek istedim, onun erkeği eleştirdiği gibi. Mümkün değildi. Bende anlattıklarına katılıyordum. Günümüzde çalışan kadının, akıllı kadının üstünlüğünü görüyordum. Sadece şunu söyledim. Bu durumun erkeğe yarayan tarafları da ortaya çıkmıştı. Artık erkek kovalamıyordu, onu zorlayan ilişkilere girmiyordu. Bu yüzeysellik adamın zaten işine geliyordu, iki tarafta hiç kırılmıyordu, sürdürmüyor, sürünmüyordu. Konuşmasına, etkilemesine, gelişmesine de gerek yoktu. Tek ihtiyacı olan sertlik ve sertliğini koruyamadığı zaman da 50 YTL’ye alacağı viagra veya muadilleriydi.
Duygu iki taraf için de kalmamıştı. Canlarımı sıkıldı; alışveriş vardı, bira vardı, spor vardı. Sarılmak katlanmak yoktu. Kendileri varken başka birine niye ihtiyaç duyulsun ki.
Bu süreçte kendime yetmek zorunda olduğumu öğrendim. Bir kadını sevebilmek için önce kendimi sevmeliydim. Bunun için artık daha çok çalışmak zorunda olduğumu biliyordum. Artık üşenmek yok, durmak yok, acı çekmek yoktu. Gelişmeliydim.
Geriye tek bir çelişki kalıyordu. Bana kendimi üstün hissettiren his neydi…
Aman neyse…
“Taksi!”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder