
1. Gün (cumartesi):
Dünyada her hangi bir limanda. Gece yarısını yanlış bir mesaj ile tüketmişim, salağım ben!
Kötü bir geceden sonra korkuyla uyandım. İlk defa saat sabah 11’i gösteriyordu. İçimdeki kaybetmişlik korkusunu yaşamamak için yataktan çıkmadım uzun süre. Yapmam gerekenleri yapmak için bir hışımla kalktığımı hatırlıyorum. Anneme hediye, kardeşime bilet ve kendimi cezalandırma yolları…
3 gibi gemiye döndüm. Yeni kitaba başladım ve kendimi kamarama 4 birayla kilitledim. Gemide olan bitenlerden hiç haberim olmadı.
2. Gün (Pazar):
İletişim sıfır. Haber alamıyorum. Merak ediyorum ama kendimi tutuyorum. Uykusuz bir gece daha yazıldı haneme. Tekrar toparlanıp çiçekler alıp görevleri yerine getirmek için indim gemiden. O kadar içime kapanmışım ki gemide ve dünyada neler dönüyor yine bilmiyorum. Çiçekleri aldım. Hediyem beğenildi iyi bir şey bu. Kardeşimi zorda olsa otobüse yetiştirdim. Biletini unuttuğu için iki tur yaptık, heyecanlıydı. Derken Budist kadınlarla hayata dair sohbet, sıkıcı. Gemiye döndüm bu sefer bir şişe kırmızı şarap yeni kadehlerim ve daha fazla hüznüm ile. Yıkandım, paklandım, tıraş oldum, hem de baya bir yerimden. Daha temiz ve daha üzgünüm. Başıma gelenleri bilmiyorum. Güvercinle bir mesaj yolladım. Soğuk bir cevap geldi. Korkuyorum, sadece kaybetmekten korkuyorum, çünkü hiç istemiyorum. Yine kamaraya kapandım. Bu kamaradan ve yataktan çıkmak hiç istemiyorum.
3. Gün (pazartesi):
Günlük gemi işlerine uyandım. Yelkenler fora…
Güverte temizliği, motor bakımı, yüklerin yüklenmesi, bir sürü iş ve telaş…
Ama konsantre olamıyorum. Aklım hep onda, neden? Kendimi tutmak için öyle bir mücadele veriyorum ki çok yorucu.
İşler bitti paydos vakti. Gözüm hep camdan gelecek haber güvercininde, gelmiyor bir türlü. Tekrar kamaradayım. Şimdi votka zamanı. Bir beste yapıyorum. Eh fena değil işte. Kendimi yatağa hapsediyorum yorgan burnuma kadar çekili, kollarımı birbirine doladım, düşünce baloncukları o kadar çok ki tavanda sıkıştılar ve patlamaya başladılar. Zaten beynim düşünmekten yanmak üzere. Yine uyuyamıyorum. İçki sarhoş etmek yerine sadece daha çok hüzün ve baş ağrısı bırakıyor geriye. Hala haber yok, delireceğim. Yataktan kalkma kaptan!
4. Gün (Salı):
Yine geminin işlerine uyandım aslında hiç uyumadım ama uyandık diyelim. Bir sürü iş ve bir sürü kavga. Hiç biri umurumda değil. Sadece kafamda “O” var. Bir sürü soruyla beraber, çözemiyorum.
Aklım yetmiyor. Bildiğim tek şey kaybetmek istemediğim. “O” yanımdayken güzel!
Geriye tek bir şey kalıyor. Bilmediğim bir varlığa dua etmek, dilek tutmak ve adak niyetine yaptığım açlık grevi. Beni özlemesini diliyorum! Sadece diliyorum…
Ahhh ahh!!!...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder