22 Temmuz 2008 Salı

Melodi gibi...(dıp dıp, dıp dıp...)


Cümleye başlamadan son kez bir akora bastı genç çalgıcı.

Karşısında çok güzel ve çok kaprisli bir kadın dururken.

Sürekli bişeyler istiyordu kadın,

Kaf dağından elma,

Yedi başlı ejderhanın bir değil yedi başını birden ve Pandora’nın Kutusu tabi.

Emin olmak için erkeğinin onu sevdiğini, tanrılar dağına çıkıp,

Zeus’un bir tane yıldırımını bile istemişti utanmadan.

Ne kapris be!

Ben sadece bir çalgıcıyım dedi Sebastian, sıradan bir çalgıcı.

Biraz müzik yaparım, azıcık şiir yazarım size, bir de çok sevebilirim sizi dedi.

Sözüm sözdür, o yüzden bu dünyada sevilir sayılırım.

Emeğim gerçektir yalan söyleyemem,

O yüzden bu dünyada zor kazanır, hiç kaybetmemeye çalışırım.

Ama bunlar size yetmez ki, güzel hanım efendi yetmez...

Ne yapacağız bilmiyorum, nasıl kavuşacağız onuda,

Ben en iyisi bildiğim birşey yapıp, size şiir yazıp, şarkılar çalıyım kötü sesimle.

Belki o zaman sizin için çarpan kalbimin, sizi ikna edebilecek melodisini duyarsınız.

Belki o zaman sizde bana kalbinizi açarsınız…


Şimdiden teşekkürler…

Hiç yorum yok: