
Ayağını iskeleden nazikçe nehrin serin sularına değdiriyordu güzel kız.
Güneş yemyeşil ağaçların ardında yavaş yavaş kaybolurken,
Mavi gökyüzü kızarırken.
Onu gözlemleme şerefine erişmişti genç aşık.
Elleri, bacakları, kalçası, hiç kırışmamış taze cildi, küçücük memeleri, sarı kıvırcık saçları ve yeşil gözleri…
Dokunmak, tatmak, tanımak ve konuşmak istiyordu sadece ama yapamazdı,
Bir rüzgar esse de, güzel kızın taze kokusunu koklayabilsem dedi içinden.
Ve onu çizmeye devam etti önündeki kağıtlara, ömründeki yalanlara, şimdiden yarınlara…
Güzel kız ise, gerçek bir hayat kurdu tüm saflığı ile.
Maalesef!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder