21 Temmuz 2008 Pazartesi

Hanımı Yazlığa gönderdim (anasını ağlatıyorum)


Genç Ferit yalnız gecelere akmaya karar verdi tek başına. Güzel insanlarla tanışacak, sohbet edecek, belki bi kadınlada duygusal bağ kurmaya çalışacaktı, amaç sadece hafif bir gece geçirmekti güzel müzikler dinlerken. Gittiği mekanda bütün tanıdıklarına ve tanıdıklarının arkadaşlarına “merhaba” demeye başladı. Hemen hafif espirili hikayelerle sıcaklıklar ve temaslar kurmaya, kendini kabul ettirmeye çalıştı. Hoş bir – iki güzel kadın da vardı tanıştığı o kadar insan içinde. Sohbetler koyulaşıyor, margaritalar yudumlanyor, sigaralar akciğerlere hızla çekiliyordu. Hava sıcak ama hafif rüzgarlı olduğu için terletmiyor, yakınlaşmaların acelesine saygı duyup yardım ediyordu. Bir sürü yeni çift çıkacaktı bu akşam! Yaşasın. Ama sürekli sanki yatmaktan keyif aldığı kuş tüyü yastıgındaki, arada sırada onu rahatsız eden, hata yanağına batan tek bir tüy gibi, gece boyunca da sohbetlerde Ferit’e batan söylemler vardı. Ne zaman masadaki güzel kadınlar el ele ki nedenini hiç anlamasa da tuvalete gitseler, erkekler arasındaki sohbetler hemen değişiveriyordu. “Of pazar hanım dönüyor, bitecek bu rüya”,
“benim hanımı yazlığa yolladım hayatın tadını çıkarıyorum”,
“yine halı saha maçı var dedim Yasemin’e arabada değiştirdim üstümü inanmazsın”,
“son taktiğim hemen yapay bir kavga çıkarıyorum sonrada bir bira içicem diyip sinirli bir şekilde evden çıkıyorum”
Ve en çok bilineni “oğlum hanıma yine toplantım var uzuyacak gibi dedim” gibi bir sürü yalan masada yüz üstüne çıkmaya başlamıştı.

Gerçekten bu kadar dejenere miyiz? Eğer hazır değilsek bi insanı zorla hayatımızda tutumak için bu şaçma çabamız niye? Birine söz verip tutamamamızdaki acınası halimiz, Sürekli yeni bir bedene duyduğumuz açlık… Aç olabiliriz. Ama böle edepsizce değil be dedi Ferit ve sohbet etmek istediği kadın geceye devam edeceği halde, kalkıp kuşanıp gece başladığındaki gibi evine tek başına döndü. Kimseye söz vermediği için her güzelliği yaşama hakkına hepsinden daha çok onurlu bir şekilde uzanma ve tutma şansı varken tek başına döndü.
“ Eğer benim kendime harcadığım emek bende bir özel tarz yaratamamışsa, kendime baktığımda kendimi beğenmiyorsam, bu gerçekten bir başarısızlık hikayesi olur. Duruşum beni yalnız bırakacaksa da bu benim duruşum kardeşim!”
“İyi geceler Edip ağbey, iyi geceler Saffet yine barı beraber kapadık…”

Hiç yorum yok: