29 Ekim 2008 Çarşamba

Şehirle ilgili...(kayıp ilanı...)


“Daha önce hiç olmadığın bu şehirde, seninle ilgili sorunlar var kafamda” dedi Ferit.

“Ne sokağı sokağa benziyor artık, ne caddesi caddeye.”

“Eskiden başımı kaldırdığımda sokak lambalarını yıldıza benzetirdim.

Dilek tutardım.

Umuda yolculuğumda yol gösterdiklerini düşünürdüm.

Deniz olmayan bu kentte, takip edersem bütün lambaları, sonunda maviye ulaşacağımı bilirdim. Senin mavine…

Kalabalık sokaklarda, yürürken insanların omzuma çarpması, hoşuma giderdi.

Bildiğim ara sokaklarındaki, müdavimi olduğum barlarda, bira içmek, bazen yeni insanlarla tanışmak, çok sık ve çok şık olmasa da arada sırada yeni bir beden tatmak, geçekten yaşadığımı hissettirirdi.

Yüksek ve kimsenin bilmediği tepelerimden, tek başıma bütün şehre bakmak, sanki tek sahibiymişim gibi kendime güvenmemi sağlardı.

Sonra senin gibi güzel kadınlar tanımaya başladım. O güzel kadınlarla güzel hikayeler yaşadım. O güzel hikayelerin çoğunu da bu kentte yaşadım.

Bazen dünyanın en güzel yerinde bazense dünyanın en berbat şehrinde yaşadığımı düşündüm.

Şimdi ise bilmediğim bir kentin tadına vardım sayende.

Senin güzelliğinden mi yoksa kentin büyüsünden mi bilmiyorum ama Ankara’ya küs buldum kendimi döndüğümde.

Bir müddettir eğlenceye köle yaptığım bedenimin yorulduğunu fark ettim.

Sonu olmayan bir kara delikte heba olduğumu gördüm.

Herkesi sevmenin ve herkes tarafından sevilmenin duyarsızlaştırmasına adım adım yenik düştüğüme kanaat getirdim.

Kendim için doğruları göremeyeceğim kadar körleştiğimi, bu sosyallik içersinde yalnız kaldığımı ve bunca sene her türlü ahlaksızlıktan koruduğum kalbimin zırhının her geçen gün daha da kalınlaştığını fark ettim.

Kendime harcadığım emeğin kilometrelerce uzağındayım artık.

Güzelliklerimi içimde bir çukur açıp göndüm sonunda.

Sıradanlığın da ötesindeyim.

Sadece aşkla beslenen ruhumun aradığı tek şeyin yavaş yavaş yüz dolarlık kadınlar olmaya başladığını hissettikçe kendimden korkmaya başladım.

Arzularımı ve senin arzulama potansiyelimi kaybetme kaygısı taşıyorum.

Sadece pisliğin içerisinden dik kuyruğumun görünmesini diliyorum.

Görünsün ki biri beni kurtarsın istiyorum.

Tabancamı temizlemekten vazgeçmek, viski şişemi bırakmak ve tüm günahlarımdan

Sen veya senin kadar özel bir kadınla arınmak istiyorum.” dedi Ferit birasını yudumlar, teker teker yutkunurken.

Güzel kız önce duygulanır gibi yaptı, azıcık duygulandı da. Gözleri hafif doldu. Hafifçe gülümsedi. Bu kadar önemli bir yere konulduğundan saçları bile bir ayrı parlamaya başladı. Kabardı. Yanakları gül gibi kızardı, dudakları kiraz rengine döndü, memeleri dimdik oldu ve birazdan batıracağı tırnakları sip sivri.

“Bence olmaz canım!” dedi ve geceyi de ve Ferit’i de bitirdi.

Aynı “Öncekiler” gibi…

“Başım yok, sonum yok!”

“Garson hesabı alabilir miyim lütfen. Yetişmem gereken acil bir uçak varda.”

Hiç yorum yok: