12 Ağustos 2008 Salı

Kayıp olma korsanları...




İçimde, içimdeki bir sürü adamın sızmasına yetecek kadar alkol,

Çıldırmasına yetecek kadar düşünce balonu var.

Ve ben o heriflerin hepsinden tek tek tiksiniyorum.

Senin için kaçını öldürebilirim, kaçını sevebilirim veya kaçını akşam yemeğinde yiyebilirim, bilmiyorum.

Yanlarında püre ve güzel bir kırmızı şarapla iyi giderler herhalde.

Maalesef aynı kapta karıştık birbirimize.

Anın güzelleğine ruhlarımız hapis oldu.

Dudaklarımızdan bir sürü kelime ve sıvı bedenlerimize transfer olurken, aniden durduk.

Tek bir cümlenin içerisinde ben, kayıp oldum.

Şimdi her yer karanlık.

Üzgünüm…

Bir geceyarısı evimde, çok istediğim güzel bir kadın, mutfakta kendi kendine konuşmaya ve kendini hırpalamaya başladı. Ne kadar korkak olduğunu söylüyordu. Kalbi zamanında defalarca kırıldığından, kendi için herhangi bir yeni adım atmaktan ne kadar korkutuğunu haykırıyordu. Yanlışlıkla kulak misafiri oldum. Yanına gitmek istedim; sarılmak.

“Yav kardeşim; madem kendin için bu kadar korkaksın, gel ben sana cesaretlenmen için yardım edeyim” demek istedim.

“Bana güvenmen ve benimle yeniden denemen için ikna etmeye çalışayım” demek istedim.

Olmadı, gidemedim.

Nerede bende o cesaret!

Sadece sustum…

Zamanla kaybettim.

Aynı şimdiki gibi…

Daha çok uçuşuruz kül olup her çıkan rüzgarda ve ruhlarımız savrulur bilinmezliğe…

Ne yaşıyorsak hak ediyoruz!


Hiç yorum yok: